İngilizcede The Ne Demek: İngilizcede The Kullanım Kalıpları ve Örnekleri

İngilizcede The Ne Demek: İngilizcede The Kullanım Kalıpları ve Örnekleri

Kolayca İngilizce Kelime Öğrenmek İster misin?

İnter İngilizce: Kullandığı özel yöntemle kolayca kelime öğretiyor.

Ücretsiz İndirip Deneyin !

“The” İngilizcede isimlerden önce kullanılan bir artikeldir ve Türkçeye çevrildiğinde tam olarak bir karşılığı yoktur. “The” İngilizcede tanımlık (determiner) olarak kullanılır. Tam karşılığı olmadığı için genellikle öğrenirken kafa karıştıran bir konu olsa da zamanla dile oturan, çok yaygın bir yapıdır.

“The” bir nevi belirtme işlevi görür ve en yaygın olan kullanımı ise bilinen tek bir şeyden bahsedilirken ismin önüne gelmesidir. Örneğin ” I saw a dog” cümlesindeki “a” cümleye herhangi bir köpeği görmüş olduğunuz anlamını verir; fakat ” I saw the dog” derseniz buradaki “the” cümleye daha önceden bilinen ve belli bir köpeği görmüş olduğunuz anlamına katar.

Gördüğünüz gibi kullanıldığı yerde “the” cümlede verilmek istenen anlamı tamamen değiştirir bu nedenle önemli ve öğrenilmesi kaçınılmaz bir konudur.

1. Tek Olan Şeyler İçin

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi “the” belirli olan spesifik şeylerden bahsedilirken kullanılır. Buna bağlı olarak da tek olan, başka bir eşi olmayan şeylerden bahsederken ismin önüne “the” getiririz. “The” tekil veya çoğul isimlerle kullanılabilir.

  • We were sitting under the moon that night. (O gece ayın altında oturuyorduk.)

Yukarıdaki örnekte gördüğünüz gibi ay tek olan bir şeydir bu nedenle de “moon” ismi önüne “the” alır.

Hepimiz İngilizce öğreniyoruz, problem unutma da.

İnter İngilizce: Kullandığı özel yöntemle kolayca kelime öğretiyor.

Ücretsiz İndirip Deneyin !

  • The strawberry cake that you make is my favorite in your coffee shop. (Kahve dükkanında yaptığın çilekli kek benim favorim.)

Bahsedilen kişinin yaptığı kek tek ve biricik olduğu için yine başına “the” aldığını görüyoruz.

  • I will meet you at the restaurant before the sun goes down.

2. Gidilecek Bariz Yerler

Eğer bilinen ve tek olan bir yere gidiyorsak buradan bahsederken başına “the” ekleriz.

  • He owns the butcher across the street. (O, sokağın karşısındaki kasabın sahibi.)
  • I love to read my book at the park in the mornings with the sounds of the birds. (Kitabımı sabahları kuşların sesleriyle parkta okumayı seviyorum.)

Yukarıdaki cümlede “the park” olarak bahsedilen yer sürekli gidilen ve cümleyi söyleyen kişi için bilinen bir parktır.

  • I will pass by the café after my working hours. (Çalışma saatimden sonra kafeye uğrayacağım.)

Burada bahsedilen kafe de muhtemelen bilinen bariz yerlerden biri olduğu için başına “the” almıştır.

3. Bilinen Bir Varlıktan Bahsedilirken

Daha önce bilinen bir varlıktan ya da bilinen bir kişiden bahsederken de ismin başına “the” getirilir.

  • There was a man asking for you yesterday. The man came back earlier today. (Dün seni soran bir adam vardı. Aynı adam bugün tekrar geldi.)

Cümlenin başında bu adamdan “a man” diye bahsedilmiş çünkü daha önce bilinmeyen birisi; ikinci cümlede bu adam bir önceki gün görülen ve bilinen bir kiişi olduğu için “the man” diye bahsedilmiş.

  • You can hold the baby if you want. (İstiyorsan bebeği tutabilirsin.)
  • I am going to take the children with me to the candy store tomorrow. (Çocukları yarın benimle şeker dükkanına götüreceğim.)

4. Müzik Aletlerinden Bahsederken

Müzik aletlerinin isimlerinin önünde de “the” artikeli kullanılır çünkü aynı müzik aletinin özellikleri farklı olabilse de temelinde yine aynı fonksiyona sahip spesifik bir aletten bahsederiz.

  • She wanted to play the piano as soon as she saw it in the parlour. (Oturma odasindaki piyanoyu görür görmez çalmak istedi.)
  • I didn’t like the guitar solo in the song. (Şarkıdaki gitar solosunu beğenmedim.)
  • Orchestra is looking for a person who can play the violin. (Orkestra keman çalabilecek birini arıyor.)

5. Bazı Sistemler ve Hizmetler Öncesinde

Belirli sistemler ve hizmetlerden bahsederken de önlerinde “the” kullanırız.

  • He went to the police station to confess his crime. (Suçunu itiraf etmek için polise gitti.
  • The call center is not answering my questions. (Çağrı merkezi benim sorularımı cevaplamıyor.)
  • You should press the f5 button on the computer and the system will refresh itself.

6. İnsanları Gruplandırırken

Bir milletten bahsederken ya da bir grup insanı anlatmak için kullandığımız ismin önüne “the” getiririz.

  • He went to his friend’s house which is the house near the Morgans. (Morgan’ların evinin yanında olan arkadaşının evine gitti.)
  • The French army withdrew its soliders. (Fransız ordusu askerlerini geri çekti. )
  • The rich are feeding on the poor. (Zenginler fakirler üzerinden besleniyor.)

7. Ünlü Binalar ve Eserler İçin

Herkes tarafından bilinen eserler ve yapıların isimlerinden önce de “the” kullanılır.

  • The Empire State Building
  • The Eiffel Tower
  • The White House

8. Organizasyon ve Yayıncı Adları İçin

  • The Penguin has the special limited edition version of this book. (Penguen Yayınlarında bu kitabın özel kısıtlı basım versiyonu var.)

Penguen Yayınları ünlü ve bilinen bir yayınevi olduğu için başında “the” kullanılmıştır.

  • I got used to reading the New York Times on my phone’s screen. (New York Times’ı telefonumun ekranından okumaya alıştım.)
  • The World Wide Fund of Nature (WWF) is a leading organisation securing endangered wildlife.

9. Aile İsimlerinden Önce

  • The Morgans are not invited the party. (Morganlar partiye davetli değil.)
  • The Tudor family’s reign ended in 1603. (Tudor ailesinin hükümdarlığı 1603 senesinde sonlanmıştır.)
  • I don’t speak with the Raileys. (Railey’ler ile konuşmuyorum.)

İngilizcede The’nın Kullanılmadığı Yerler Nelerdir?

The artikelini kullanırken en çok yapılan hatalardan biri de her ismin önüne “the” koyulmasıdır. Bazı istisnalar ve “the”nın da kullanılamayacağı yerler vardır, örneğin; bir nesne ya da varlıktan genel olarak bahsediyorsak onun isminin başına “the” getirmeyiz, “Computers are the most important invention of the age/ Bilgisayarlar dönemin en önemli icatıdır.” Bu cümlede görüldüğü gibi tek ve spesifik bir bilgisayardan bahsedilmediği için computer ismi önüne “the” almıştır.

1. The Ülke İsimlerinden Önce Kullanılmaz

Bir Ülke ismini söylerken bunun önüne “the” getirmeyiz. Örneğin; “The Turkey” diye bir kullanım yoktur, doğru kullanımı direkt olarak “Turkey” olacaktır.

Russia  ✓ The Russia  ×

Itlay The Italy ×

France The France ×

Eğer Ülke İsimlerinde Republic, Kingdom, United Sözcükleri Varsa The Kullanılır

Ülke isimlerinin önüne “the” koyabilmek için başlarında Republic, Kingdom ya da United belirtileri olması gerekir. Bu durum da ülke isimlerinde “the” kullanımında bir istisnadır.

The United Kingdom (UK)

The Democratic Republic of Congo

The United States (USA)

Aynı şekilde eğer bahsedilen ülke adalar ülkesi ise ve adı çoğul şekildeyse bu ülkenin ismi de önüne “the” alır, bu da istisnalardan biridir;

The Netherlands

2. Şehir İsimlerinden Önce Kullanılmaz

Ülke isimlerinden önce kullanılmadığı gibi “the” şehir isimlerinden önce de kullanılmaz.

Istanbul The Istanbul ×

Paris The Paris ×

Barcelona The Barcelona ×

3. İnsan İsimlerinden Önce Kullanılmaz

İnsan isimlerinden önce de “the” kullanılmaz.

Can The Can ×

Michael Jackson The Michael Jackson ×

Jenny The Jenny ×

İngilizcede The Kalıpları

“The” artikeli İngilizcede çok yaygın kullanılır bu nedenle sıkça kullanılan bazı kalıpların içinde de bulunmaktadır. Bu kalıpları bilmek iş, okul ya da sosyal hayatınızda size çok yardımcı olur. Özellikle iş hayatında mail yazışmalarınızda conjunction (bağlaç) olarak kullanmanız size artı sağlayacaktır.

Essay yazarken de sıkça kullanılan conjunction’ları pekiştirebileceğiniz bu kalıpları öğrenirken aynı zamanda İngilizce essay yazımı ile ilgili makalemize göz atabilirsiniz.

1. The Fact That Kullanımı

“The fact that” kalıp olarak kullanılır ve Türkçeye çevirildiğinde “aslında, gerçek şu ki, şöyle ki…” gibi anlamlar verebilmektedir. Bu kulabın ardından bir cümle gelir.

  • It is the fact that I won’t be able to come to the meeting tomorrow because of my health issues. (Gerçek şu ki sağlık durumlarından ötürü yarın toplantıya gelemeyeceğim.)
  • I couldn’t help him due to the fact that he is stubborn. (Burnu dik biri olduğu için ona yardım edemedim.)
  • Your application is denied because of the fact that you lack some qualities for the job. (Başvurunun reddedilmesinin asıl nedeni iş için bazı özelliklerinin olmaması.)

2. By The Way Kullanımı

Türkçe olarak “bu arada” anlamına gelmektedir. Ardından kalıbı bağlayacak bir cümle kullanılır.

  • By the way, it is going to rain today as I have seen from the weather forecast right? (Bu arada, hava durumunda gördüğüm gibi bugün yağmur yağacak değil mi?)
  • You should give me your number so I can call you later by the way. (Seni daha sonra arayabileyim diye bana numaranı vermelisin bu arada.)
  • Your hair looks good, by the way. (Saçın iyi görünüyor bu arada)

Gördüğünüz gibi “by the way” kalıbı günlük konuşma dili kullanıma çok uygun bir yapıdadır.

3. In The Event Of Kullanımı

Bu kalıp ise Türkçede “anında, halinde, durumunda” anlamlarında kullanılır.

  • You should ring my phone in the event of an emergency. (Acil bir durum söz konusu olduğunda beni aramalısın.)
  • You should remain calm in the event of some complication during the surgery. (Ameliyatta bir komplikasyon durumunda sakinliğini korumalısın.)
  • Don’t hesitate to call me in the event of some accident. (Bir kaza durumunda beni aramaktan çekinme.)

4. The Majority Of Kullanımı

İngilizcede bir diğer kalıplaşmış olarak kullanılan bu yapı “çoğunluğu” anlamına gelmektedir. Sonu “of” ile bittiği için ardından bir isim gelmesi olasıdır.

  • There is a spreading disease in the area and the majority of habitants has it. (Bu bölgede yayılan bir hastalık var ve yaşayanların çoğu bu hastalığa sahip.)
  • The majority of Turkish people loves black tea. (Türk halkının çoğunluğu siyah çay sever.)
  • The majority of the people at the party is not familiar to me. (Partideki insanların çoğunluğu bana tanıdık değil.)

5. With The Aim Of Kullanımı

Türkçede “Amacıyla” anlamına sahip bir kalıptır. Genellikle resmi konuşmalarda kullanabileceğiniz bir kalıptır, bir şeyin sebebini ya da amacını belirtmek için kullanabilirsiniz.

  • I came to the hospital with the aim of some help. (Biraz yardımda bulunmak amacıyla hastaneye geldim.)
  • These phonecases are invented with the aim of preserve your phone from damages and allow you to turn your phone into whichever color you want. (Bu telefon kılıfları telefonunuzu herhangi bir hasardan korumak ve size telefonunuzu istediğiniz renge dönüştürmeyi sağlamak amacıyla icat edilmiştir. )
  • The aim of this organization is to help young people who wants to build a career. (Bu organizasyonun amacı kariyer geliştirmek isteyen genç insanlara yardım etmektir.)

6. For The Extend That Kullanımı

Bu kalıbın anlamı ise Türkçede “genişletmek için, bunu genişletirsek” gibi anlamlara gelmektedir. Aynı zamanda kullanıldığı cümleye göre amaç da belirtebilir.

  • I am giving this idea to the extend that I could reach out some people. (Birkaç insana ulaşabilmek için bu fikri veriyorum.)
  • Just to extend that he knows, he couldn’t changed his perspective. (Bildikleri doğrultusunda bakış açısını değiştiremedi.)

7. The Last Time Kullanımı

“The last time” kalıbı ise “son anda, son vakit, son an, son kez” gibi anlamlara gelmektedir.

  • I am saying this to yout for the last time, please listen to me. (Bunu sana son kez söylüyorum, lütfen beni dinle.)
  • The last time I checked her room she was doing her homework. (En son ona baktığımda ödevini yapıyordu.)
  • The last time I tried to bake a cake, I burned it. (En son kek yapmaya çalıştığımda onu yaktım.)

8. By The End Of Kullanımı

“By the end of” kalıbı bir eylem ile birlikte kullanıldığında bu eylemın yapılmasının “sonuna kadar” anlamına gelmektedir. Ya da bir zaman belirtilir ve bu zamanın sonuna kadar anlamı verir.

  • Your assignments should be on my desk by the end of this week. (Ödevleriniz bu haftanın sonuna kadar masamda olmalı.)
  • I will be there to pick you up by the end of the show. (Şovun sonunda seni almak için orada olacağım.)
  • Students will be allocated to their classes by the end of this mont. (Bu ayın sonuna kadar öğrenciler sınıflarına dağıtılacaklardır. )

9. On The Grounds Kullanımı

Bu kalıp “temeline dayanarak, temeline dayandırılarak, temelinde, olması nedeniyle” gibi anlamlarda kullanılır.

  • I opened the discussion on the grounds of the inadequate salaries that has been given to employees. (Bu tartışmayı çalışanlara verilen düşük maaşlar nedeniyle başlattım.)
  • The case has been delayed on the grounds that there need to be gathered some evidence from boths sides. (İki taraftan da kanıt toplanması gerektiği nedeniyle dava ertelendi.)
  • On the grounds of this company’s old roots, we can solve the problem easily. (Bu şirketin eski temeline dayanarak bu problemi kolayca çözebiliriz.)

10. The Reason For This Kullanımı

“Bu sebep nedeniyle, bu sebepten dolayı” anlamına gelen bir kalıptır.

  • The reason for this decline of the grades among the students is because of the pandemic, they are phsychologically affected by it. ( Öğrencilerin notlarının düşmesinin nedeni pandemi, bu onları psikolojik olarak etkiledi.)
  • You are the reason for this mess. (Bu kargaşann sebebi sensin.)
  • I think the open window at the back of the house is the reason for this freeze. (Evin arka tarafındaki açık pencerenin bu soğuğun sebebi olduğunu düşünüyorum.)

11. On The Other Hand Kullanımı

İngilizcede sıklıkla kullanılan bir kalıptır ve cümlede kullanıldığında “bir yandan, öte yandan, bunun yanı sıra” gibi anlamlara gelir. Özellikle makale yazılarınızda bir conjunction (bağlaç) olarak kullanabilirsiniz.

  • I like reading classics like To Kill A Mockingbird or Crime and Punishment, on the other hand, my sister likes to read more modern books like Norwegian Wood by Haruki Murakami. (Ben Bülbülü Öldürmek ya da Suç ve Ceza gibi klasik kitapları okumayı severken kardeşim Haruki Murakami’nin kitabı olan İmkansızın Şarkısı gibi daha modern kitaplar okumayı sever.)
  • On the one hand, I love to listen to rock bands but on the other, I love listening to classical music too. (Bir yandan rock müzik gruplarını dinlemeyi seviyorum fakat öte yandan klasik müzik dinlemeyi de seviyorum.)
  • I came to the party but on the other hand I would love to be with my children at home. (Partiye geldim fakat öte yandan evde çocuklarımla birlikte olmayı isterdim.)

12. The Same As Kullanımı

Kalıp içinde geçen “same” kelimesinden de anlayabileceğiniz üzere “aynısı, tıpatıp aynısı” anlamına gelir. Cümle içerisinde “same+noun+as” şeklinde kullanılabilir.

  • I bought the same blue jeans as your former one for you to cover up my clumsiness. (Sakarlığımı telafi etmek için sana aynı kot pantolondan aldım.)
  • You are thinking the same exact thing as me. (Benimle tıpatıp aynı şeyi düşünüyorsun.)
  • You have the same plates as the restaurant we went to last week. (Geçen hafta gittiğimiz restoranttaki tabakların aynısı sende var.)

13. The Reason Why Kullanımı

“… sebebi” anlamına gelen bir kalıptır.

  • The reason why I came earlier today is to as you out for lunch. (Bugün daha önce uğramamın sebebi sana öğle yemeğinde birlikte çıkmayı sormak içindi.)
  • I don’t know the reason why he did this. (Bunu yapmasının nedenini bilmiyorum.)
  • Is there a reason why you did not do your homework? (Ödevini neden yapmadığının bir nedeni var mı?)

14. To The Kullanımı

Bu kalıbın cümle içerisindeki kullanımı farklı anlamlara gelebilmektedir, bu nedenle aşağıdaki örnek cümleleri ve anlamlarını inceleyelim;

  • She is an English to the backbone. (O iliklerine kadar İngiliz.)
  • We are going to the theatre to watch the new sci-fi film tomorrow. (Yarın yeni çıkan bilimkurgu filmini izlemek için sinemaya gideceğiz.)
  • I couldn’t watch the film towards the end because there were some disturbing images. (Rahatsız edici görüntüler olduğu için filmi sonuna doğru izleyemedim.)

15. In The Meantime Kullanımı

“Sırasında, anında, bu sırada, bu arada, bu süre içerisinde…” gibi anlamlara gelen bir kalıptır.

  • I was in between jobs and in the meantime I found myself a new hobby. (İşsizdim ve bu sürede kendime yeni bir hobi buldum.)
  • She was gone for a moment, in the meantime, the newborn baby started to cry. (Bir anlığına gitmişti ve bu sırada yeni doğan bebek ağlamaya başladı.)
  • He is taking a shower before we go out, in the meantime, I am going to do my makeup. (Dışarı çıkmamızdan önce duş alıyor ve bu sırada bende makyajımı yapacağım.)

16. At The Moment Kullanımı

“Anında, sırasında” anlamında kullanılan bir kalıptır.

  • I am busy at the moment. (Şu anda meşgulüm)
  • You were listening to music at the moment with your headphones on, that’s why you did not hear the alarm. (O sırada kulaklıklarınla müzik dinliyordun, alarmı bu yüzden duymadın.)
  • The team were training at the moment. (Takım o sırada antrenman yapıyordu.)

17. The Most Kullanımı

İngilizcede “en çok” anlamına gelen bir yapıdır ve sıklıkla kullanılır.

  • The most of the people is not happy with their current jobs. (İnsanların çoğu şu anki işlerinden mutlu değiller.)
  • I like most of the book but the ending is a disappointment for me. (Kitabın çoğunu beğendim fakat sonu benim için hayal kırıklığıydı.)
  • This was a group project but I made the most of it. (Bu bir grup projesiydi fakat çoğunu ben yaptım.)

18. In Spite Of The Fact That Kullanımı

“In spite of” kalıbını İngilizce conjunctions konusunda görmüş olabilirsiniz ve cümleye “rağmen” anlamı verir. Bu yapının sonuna “the fact that” koyduğumuzda ise anlamı güçlendiririz ve ardından bir cümle getirmek zorunda oluruz. Bu kalıp “-e rağmen” anlamına gelmektedir.

  • I came here in spite of the fact that you did not want me here. (Beni burada istememiş olman gerçeğine rağmen geldim.)
  • She wants more cookie in spite of the fact that she has eaten 10. (10 tane yemiş olmasına rağmen daha fazla kurabiye istiyor.)
  • He says he is happy in spite of the fact that his eyes do not seem like that. (Gözleri öyle dememesine rağmen mutlu olduğunu söylüyor.)

19. By The Time Kullanımı

“-dığı zaman” anlamında kullanılan bir kalıptır.

  • Things will sort themselves out by the time you realize it does not worth crying about it. (Sen bunun için ağlamaya değmeyeceğini anladığında işler kendiliğinden düzelecek.)
  • I was walking my dog by the time I saw his car. (Onun arabasını gördüğümde köpeğimş gezdiriyordum.)
  • By the time you graduate from college, you will find out what you want for life. (Üniversiteden mezun olduğunda hayattan ne istediğini bulacaksın.)

İngilizcede The Ne Demektir ?

“The” konusu İngilizcede en zor öğrenilen konulardan biridir çünkü her ismin başına gelmez ve çok fazla istisnası vardır. Artikel olarak ismi belirtmek amacıyla kullanılan “the” İngilizce gramer kuralları arasında önemli bir yere sahiptir.

Konuyu tamamladın, şimdi kelime öğrenmeye ne dersin?

İnter İngilizce: Kullandığı özel yöntemle kolayca kelime öğretiyor.

Ücretsiz İndirip Deneyin !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×
İnter İngilizce Learn English Words

View