Can Could Kullanımı ve Konu Anlatımı

Can Could Kullanımı ve Konu Anlatımı

Can ve could, İngilizcede en fazla kullanılan modal verbs’lerin başında gelmektedir. Yardımcı fiiller/kipler anlamına gelen modal verbs, İngilizcenin her alanında etkin olarak kullanılmaktadır. Can yardımcı fiili bir kişinin bir konudaki yeteneğini ifade ederken; herhangi bir şey hakkında teklif veya öneride bulunurken kullanılmaktadır.

Can ve could farkı, İngilizcede merak edilen konuların başında gelmektedir. Esasen could, can fiilinin geçmiş zamandaki durumunu ifade ederken kullanılmaktadır. Ancak bunun dışında, can kelimesinin sahip olmadığı başka özelliklere de sahiptir.

Bu yazımızda can ve could farkından bahsedilecek, can could konu anlatımı verilecek ve son olarak modal verbs konusuyla ilgili genel bir bilgilendirme yapılacaktır.  

Can ve Could İngilizcedeki Kullanım Farkı Nedir?

Can ve could modal verbs’lerinin ikisi de genel olarak bir kişinin bir işi yapma ihtimalinin varlığından ya da yapabilmeye ilişkin yeteneğinden bahsetmektedir.  Ancak ikisi arasındaki en belirgin farklardan biri bunların kullanıldığı zaman kavramlarında ortaya çıkmaktadır. Can kipi, şimdiki zamandan yani present tense içeren cümlelerde kullanılırken; could ise geçmiş zamandan yani past tense ile kurulan tüm cümlelerde görülmektedir. Aralarındaki en temel fark, can yardımcı fiilinin ikinci halinin could olmasıdır.

Can’de geniş zaman ya da şimdiki zaman içeren bir cümle kurulduğunda, birinin bir işi yapabilme yeteneğinden bahsedilmektedir.  Could’da ise geçmiş zamanla kurulan bir cümlede birinin önceden bir şeyi yapabilme durumu söz konusudur.

When I was a baby, I could only cry.
Bebekken sadece ağlayabiliyordum.

I can sing very well.
Çok iyi şarkı söyleyebilirim.

Farkın daha anlaşılır olması için yukarıdaki iki örneği birleştirmemiz gerekirse ortaya şu şekilde bir cümle çıkmaktadır:

When I was a baby, I could only cry but now I can sing.
Bebekken sadece ağlayabiliyordum ama şimdi çok iyi şarkı söyleyebilirim.

Aralarında bilinen en temel fark zamanlara göre kullanımları olsa da can ve could farklarından biri de, can’in informal (resmi olmayan) konuşmalarda izin almak amacıyla ya da bir şeyin yapılması için birine izin verildiğinde kullanılmasıdır.

Can I go to my best friend’s party?
En yakın arkadaşımın partisine gidebilir miyim?

Can I close the door?
Kapıyı kapatabilir miyim?

Could yardımcı fiili ise görece çok daha resmi ya da daha kibar cümle kurulmak istendiğinde kullanılmaktadır.

Could you please give me your pencil?
Rica etsem kalemini verebilir misin?

Could you lend the money?
Borç para verebilir misin?

Can ile could arasındaki farklardan biri de, olayların gerçekleşme ihtimali üzerinedir. Can, bir olayın ihtimalinden bahsetmekteyken; could da ise ihtimal çok daha düşüktür. Burada could yardımcı fiili de geniş zaman içeren cümlelerde görülebilmektedir.

Smoking can damage your liver.
Sigara içmek ciğerine zarar verebilir.

You couldn’t pass the English exam.
İngilizce sınavını geçemeyebilirsin.

Can kullanımına ilişkin bir diğer durum ise rica ve istek cümlelerinde görülmektedir. Rica ve isteklerde genellikle can kullanılmaktadır. Öneri ve tavsiye cümlelerinde ise could kalıbı daha sıklıkla ortaya çıkmaktadır.

I would be glad if you can take me home right now.
Şimdi beni eve bırakabilirsen çok memnun olurum.

You could go hospital.
Hastaneye gidebilirsin.

Can ile could arasındaki farklardan sonuncusu da şartlı cümlelerde (if clauses) görülmektedir. Şartlı cümlelerde (if clauses),  if in yer aldığı cümleden sonraki cümlede could yardımcı fiili kullanılabilmektedir. Type 2 denilen ve if ten sonra simple past (geçmiş zaman) ile kurulan sonraki cümlede de “could” ya da “would” kullanılan cümlelerde could yer alabilmektedir.

If you studied hard, you could be a computer engineer.
Eğer çok çalışırsan, bir bilgisayar mühendisi olabilirsin.

If you go to English course, you could speak English.
Eğer İngilizce kursuna gidersen, İngilizce konuşabilirsin.

İngilizcede Can Kullanımı ile Olumlu Cümle Örnekleri

İngilizcede –ebilmek anlamına gelen ‘’Can’’ yardımcı fiili, bir kişinin bir şeyi yapabilme durumlarının ifade edilmesinde kullanılmaktadır. Tıpkı diğer tüm modal türlerinde olduğu gibi, burada da öznenin ardından ‘’Can’’ getirilmekte ve fiilin yalın hali kullanılmaktadır.     

I can go outside.
Ben dışarı gidebilirim.

Ece can speak English.
Ece İngilizce konuşabilir.

I can help my mother on weekends.
Hafta sonları anneme yardım edebilirim.

He can repair your car.
O, senin arabanı tamir edebilir.

I can cook well when I want to.
İstediğim zaman çok iyi yemek pişirebilirim.

İngilizcede Can Kullanımı ile Olumsuz Cümle Örnekleri

Konuşma sırasında sıklıkla ‘’Can’t ya da Cannot’’  olarak kullanılan can olumsuz cümleler, bir kişinin bir olayı yapamama durumlarının ifadesinde görülmektedir. Burada da tıpkı olumlu cümle örneklerinde olduğu gibi cümle başındaki öznenin ardından ‘’Cannot ya Can’t’’ kullanılmaktadır. Her ne kadar olumsuz bir anlam verilmek istendiğinde ‘’Cannot’’ kullanılıyor olsa da; genellikle ağırlıklı olarak ‘’Can’t’’ şeklindeki bir kısaltma görülmektedir. Daha sonra yine fiilin yalın hali ve varsa nesne eklenmektedir.

My grandmother can’t swim.
Büyükannem yüzemez.

I cannot climb a tree. 
Ben ağaca çıkamam.

My father can’t cook a meal. 
Babam yemek pişiremez.

Little children can’t read novels.
Küçük çocuklar romanları okuyamaz.

You can’t go the cinema.
Sinemaya gidemezsin.

İngilizcede Can Kullanımı ile Soru Cümlesi Örnekleri

İngilizcede soru cümlesi oluşturulmak istediğinde uygulanacak olan temel kural, yardımcı fiil özne ile yer değiştirerek başa gelmekte ve cümlenin geri kalanı aynı şekilde devametmesidir. ‘’Can’’ ile soru sorulacağı zamanlarda da aynı kural uygulanmaktadır. Bu tip sorulara evet ya da hayır anlamlarına gelen ‘’yes/no’’ kullanılarak kısa biçimde yanıtlar verilebileceği gibi, uzun cümleler de görülmektedir.  

A: Can they listen to rock music?
A: Onlar rock müzik dinleyebilir mi?
B: Yes, they can listen to rock music. / Yes, they can. / No, they can’t listen to rock music. / No, they can’t.
B: Evet, onlar rock müzik dinleyebilirler. / Evet, dinleyebilirler. / Hayır, onlar rock müzik dinleyemezler. / Hayır, dinleyemezler.

A:Can you open the window?
A: Pencereyi açabilir misin?
B: Yes, I can open the window. / Yes, I can. / No, I can’t open the window. / No, I can’t.
B: Evet, pencereyi açabilirim. Evet, açabilirim. / Hayır, pencereyi açamam. / Hayır, açamam.

A: Can he dance? 
A: O, dans edebilir mi?
B: Yes, he can dance. / Yes, he can. / No, he can’t dance. / No, he can’t.
B: Evet, o dans edebilir. / Evet, edebilir. / Hayır, o dans edemez. / Hayır, edemez.

İngilizcede Could Kullanımı ile Olumlu Cümle Örnekleri

Can fiilinin geçmiş zamanda kullanıldığı Could kalıbı, Türkçe anlamı açısından düşünüldüğünde –ebildi/-abildi gibi anlamlar içermektedir.  Burada da ‘’Can’’ de olduğu gibi öznenin ardından ‘’Could’’ getirilmekte ve cümlenin yalın hali kullanılarak cümleye devam edilmektedir.

I could do this.
Bunu yapabildim.

She could speak Spanish very well.
O, çok iyi İspanyolca konuşabilirdi.

We could miss the train.
Treni yakayabildik.

My brother could draw the picture.
Erkek kardeşim resim çizebildi.

She could travel alone.
O, tek başına seyahat edebildi.

İngilizcede Could Kullanımı ile Olumsuz Cümle Örnekleri

Geçmiş zamandaki bir olay ya da durumun yapılamamasından bahsederken kullanılan ‘’Couldn’t ya da Could Not’’ bir kişinin bir olayı geçmişte yapamamasını ifade etmektedir. Burada da tıpkı olumlu cümle yapısı aynı şekilde geçerli olmakta; ‘’Couldn’t’ ya da Could Not’’ın ardından fiilin yalın hali cümleye eklenmektedir. 

They could not do.
Yapamadılar.

When I was a child, I couldn’t sing very well.
Ben çocukken iyi şarkı söylemezdim.

Kerim couldn’t go to school
Kerim beş gün okula gidemedi.

I couldn’t run.
Koşamazdım.

Hasan couldn’t learn English.
Hasan İngilizce konuşamazdı.

İngilizcede Could Kullanımı ile Soru Cümlesi Örnekleri

Could ile kurulan soru cümleleri, geçmiş zamanda yapılan olaylara ilişkin soru sorulmasından ziyade; birinden bir şeyi yapılması konusunda rica edileceğinde kullanılır. Burada da ‘’Could’’ başa gelmekte, ardından özne ve fiil kullanılarak cümle oluşturulmaktadır.

A: Could I ask you a personal question?
A: Sana kişisel bir soru sorabilir miyim?
B: Yes, you can. / No, you can’t.
B: Evet, sorabilirsin. / Hayır, soramazsın.

A: Could you please move this suitcase?
A: Valizi taşıyabilir misin lütfen?
B: Yes, I can. / No, I can’t.
B: Evet, yapabilirim. / Hayır, yapamam.

A: Could you open the window?
A: Pencereyi açabilir misin?
B: Yes, I can. / No, I can’t.
B: Evet, yapabilir. / Hayır, yapamaz.

A: Could you lend your book?
A: Kitabını ödünç verir misin?
B: Yes, I can. / No, I can’t.
B: Evet, yapabilirim. / Hayır, yapamam.

Could Have ve Couldn’t Have Anlamları Nedir?

Could have, perfect modal olarak bilinmektedir. Perfect modal kalıbı, geçmiş zamana yani past tense’e atıf yapılırken kullanılmaktadır. Geçmiş zaman içinde yapılması gereken eylemlerle ilgili durumları açıklamak için kullanılan could have ile cümleler, have yardımcı fiilinin ardından ilgili fiilin üçüncü hali kullanılarak oluşturulmaktadır.

Could have kalıbı kullanıldığında ifade edilen şey;  genellikle kişinin geçmişteki bir eylemi istese gerçekleştirecek yetenek ve güçte olduğunu ancak yapmadığını göstermektedir. Could have “Yapabilirdim”, “gelebilirdim” bir anlama gelirken; couldn’t have ‘’olamaz’’ şeklinde olumsuz bir anlama karşılık gelmektedir.

Could have ile bir cümle kurmak istendiğinde:

Özne + Could+ have + Fiil 3+ Nesne/kişi + Zaman eki kullanılmakta;

Couldn’t have ile bir cümle kurulmak istendiğinde:

Özne + Could+ Not + have + Fiil 3+ Nesne/kişi + Zaman eki getirilmektedir.

 “I could have helped you yesterday” (“Sana dün yardım edebilirdim”) şeklinde bir anlamdadır. Cümlenin devamındaki anlama göre; kişi istemediği için bu yardımı gerçekleştirmemiştir. Yani could have kalıbında asıl olan öznenin burada gerekli eylemi istese gerçekleştirebileceğini ama yapmadığını göstermesidir.

Could have kalıbına ilişkin bir diğer kullanım ise bazı durumlardaki ihtimalin varlığıdır. “She could have bought me a mobile phone for my birthday” (“Bana doğum günüm için bir cep telefonu almış olabilir”) şeklindeki bir cümle bu duruma ilişkindir. Aynı şekilde could have kalıbı bir şeyin gerçekleşmesinin söz konusu olabilecekken olmamasını ifade etmektedir.

Could have, olumsuz olarak yani couldn’t have şeklinde ifade edildiğinde ise ortaya çıkan anlam “öyle olmuş olamaz” şeklindedir. Yani couldn’t have geçmişte ilgili söz konusu eylemin gerçekleşmediğine atıf yapmaktadır. Could have ile couldn’t have arasındaki fark budur.

She couldn’t have gossiped about me.
Hakkımda dedikodu yapmış olamaz.

I couldn’t have caught the train.
Treni yakalayamazdım.

İngilizcede Could Have ile Cümle Örnekleri

People could have do so much more for their community.
İnsanlar, toplulukları için çok daha fazlasını yapabilirdi.

We could have left the party earlier.
Partiyi daha erken terk edebilirdik.

You could have stopped by the grocery store. We need some milk.
Markete uğrayabilirdin. Biraz süte ihtiyacımız var.

You could have bought the cheaper jacket, it looked great on you.
Daha ucuz olan ceketi alabilirdin, sana çok yakışmıştı.

He could have studied harder, but he was too lazy and that’s why he failed the exam.
Daha çok çalışabilirdi, ama çok tembeldi ve bu yüzden sınavda başarısız oldu.

İngilizcede Couldn’t Have ile Cümle Örnekleri

I couldn’t have said it better myself.
Bunu kendimden daha iyi söyleyemezdim.

I couldn’t have done it without you.
Bunu sensiz yapamazdım.

She couldn’t have finded her parents.
Ailesini bulamazdı.

Burak couldn’t have known about the promotion, I haven’t told anyone yet!
Burak’ın terfiden haberi olamazdı, henüz kimseye söylemedim!

I couldn’t have arrived any earlier.
Daha erken gelemezdim.

İngilizcede Modal Verbs Nedir?

Modal verbs kavramı, Türkçe düşünüldüğünde kip anlamına gelmektedir. Modals konusu, İngilizcede yardımcı fiil şeklinde kullanılmasıyla çeşitli anlamları ifade etmektedir. İngilizcede özellikle günlük hayatta kullanılan modals ögeleri, bilinen İngilizce cümle kurma biçimlerine uygun olarak oluşturulmaktadır. Yani; bildiğiniz üzere İngilizcede cümle kurmak özne, yüklem ve nesne şeklinde ortaya çıkmakta ve bu kurala da SVO kuralı denilmektedir.

Modals cümle kurulumunda da başa öznenin getirilmesi esastır. Ancak özneden sonra ana fiil değil; yardımcı fiil olan uygun modals ögesi eklenmekte ve ardından cümlenin ana fiili ve varsa nesnesi getirilerek cümle tamamlanmaktadır. Tüm modals’larda ortak olan kullanım bu şekildedir.  

İngilizcede toplam 9 adet modals bulunmaktadır ve bunlar: Can, Could, Must, May, Might, Should, Ought To, Have To, Had Better’dır. Ancak bazı anlarda bunların dışında dare, need, used to gibi modals ögeleri da karşınıza çıkabilmekte ve bunlar semi-modals(yarı- modal) olarak bilinmektedir.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir